Öne Çıkanlar eray aktaş kırmızı mikrofon aday polis Düzce

Bu haber kez okundu.

KESK: ”İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret İstiyoruz!”

YETER ARTIK! Sahte Enflasyon Rakamlarına, “Refah Payı” Aldatmacasına Göre Maaş Artışı Değil, İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret İstiyoruz!

Öncelikle altını çizmek isteriz ki; toplumun zengin kesimleri ile neredeyse yüzde %95’ini kapsayan dar gelirli kesimlerin yaşadığı enflasyon farklıdır. Bugün dar gelirli kesimler gelirlerinin en az %85’ini sadece üç kaleme;  gıda, kira ve ulaştırmaya harcamak zorunda kalmaktadır. Üstelik bu kalemlere yaptıkları harcamaları en asgari düzeye indirmek zorunda kalan milyonlar ne yeterince beslenebilmekte, ne de barınma, ısınma gibi ihtiyaçlarını yeterince karşılayabilmektedir.

Dolayısıyla açlık sınırının yarısı kadar bir tutarla yaşam savaşı veren emeklilerin, ezici çoğunluğu açlık sınırı altındaki asgari ücrete mahkum edilen işçilerin, maaşı açlık sınırına yaklaşan kamu emekçilerinin ve dar gelirli milyonlarca yurttaşın yaşadığı gerçek enflasyonda gıda, kira ve ulaştırmada yaşanan zamların payı çok daha fazladır.

Nitekim TÜİK tarafından açıklanan gıda enflasyonu (%93,93)  ve ulaştırma enflasyonu (%123,37) genel resmi enflasyonun (%78,62) oldukça üzerinde seyretmektedir. Buna rağmen özelikle gıda ve konut (kira) enflasyonu bilinçli olarak yaşanan enflasyondan düşük gösterilmektedir.  Kamuoyunda sıkça ifade edildiği üzere “TÜİK nerden alış veriş yapıyor, bu fiyatları nereden topluyor?” bilemiyoruz. Ancak çarşıya, pazara yansıyan fiyatların bu sanal rakamların üzerinde olduğunu biliyoruz.

Örneğin,  TÜİK verilerine göre son bir yılda;  ekmekte %92, makarna ve çeşitlerinde %118, tavuk etinde %116, dana etinde %97, sütte %137, peynirde %104, margarinde %138, patateste %243 (3,43 kat), şekerde %147 fiyat artışı yaşanmıştır.

Oysa bir yıl önce 1,5 TL olan 200 gram beyaz ekmeğin fiyatı bugün pek çok şehirde %166 artış sonucunda 4 TL’ye çıkmıştır.  Diğer illerde de ekmeğe zam kapıdadır.

Bir yıl önce 17 TL olan tavuk etinin kilogram fiyatı %165 artışla, bugün 45 TL’ye,  bir yıl önce 35 TL olan beyaz peynirin kilosu  %143 artışla bugün 85 TL, bir yıl önce 55 TL olan dana kuşbaşının kilogram fiyatı %136 artışla fiyatı bugün 130 TL olmuştur.

TÜİK verilerinde kira artış oranı ise gerçekte yaşanan artış oranın çok altında kalmıştır. Piyasadan doğrudan veri toplayan, gayrimenkul alanında çalışan kurumların Mayıs ayı verilerine göre kirada son bir yılda ortalama %150,  yani iki buçuk kat artış yaşanmıştır.

Oysa söz konusu oran TÜİK verilerinde sadece %22,8 olarak gösterilmektedir. Resmi verilerde kira artışları mevcut kiralar üzerinden hesaplandığı için kiralardaki gerçek yükselişi yansıtmamaktadır. Oysa özellikle ataması yeni yapıldığı,  tayini çıktığı için şehir değiştirmek zorunda kalan kamu emekçileri, üniversite eğitimi için şehir değiştiren öğrenciler başta olmak üzere toplumun karşılaştığı kira atışları yukarıda da altını çizdiğimiz üzere resmi verilerin çok çok üzerindedir.

Öte yandan dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 6 bin 400 TL’yi, yoksulluk sınırı 20 bin 500 TL’yi aşmıştır. Ortalama kamu emekçisi maaşı 6 bin 750 TL’de, ortalama kamu emekçisi emeklisi maaşı ise 4 bin 674 TL’de kalmıştır.

Tüm bunlara rağmen resmi enflasyon yıllardır TÜİK vasıtası ile düşük gösterilerek milyonlarca kamu emekçisinin, işçinin, emeklinin ekmeğiyle oynanmakta, alın teri çalınmaktadır.

Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin maaşlarındaki artışta ise şu yol izlenecektir.

Önce altı aylık enflasyondan (%42,35)  toplu sözleşme ile 2022 yılı Ocak-Haziran dönemi için maaşlarda yapılan artış (2,5 puanlık refah payı aldatmacası dahil %7,5)  düşülecektir. Ardından bu “enflasyon farkına”  2022 Temmuz -Aralık dönemi için “toplu sözleşme” ile yapılan artış (%7) eklenecektir.

Bu durumda kamu emekçilerinin ve emeklilerinin maaşında birikimli olarak %44,3’lük bir artış yapılması gerekmektedir. Buna rağmen Memur Sen ve bir kısım medya söz konusu artışın %41,69 olacağını açıklamıştır.

Emeği ile geçinen tüm kesimler gibi kamu emekçilerinin ve emeklilerinin de sadece enflasyona ezdirilmediği, ağır bir yoksulluk girdabına sürüklendiği koşullarda söz konusu artışı “memura, emekliye müjde” diyerek allayıp pullayanları kınıyoruz.

  • Her şeyden önce gerçekte yaşanan enflasyonun yıllık %140, altı aylık enflasyonun  %75, TÜİK rakamlarına göre bile gıda enflasyonun, %94, ulaştırma enflasyonunun %127 olduğu mevcut koşullarda yüzde 42’lik maaş artışı  kazanç değil, büyük bir kayıptır.
  • Her şeyden önce gerçekte yaşanan enflasyonun yıllık %140, altı aylık enflasyonun %75, TÜİK rakamlarına göre bile gıda enflasyonun, %94, ulaştırma enflasyonunun %127 olduğu mevcut koşullarda yüzde 42’lik maaş artışı  kazanç değil, büyük bir kayıptır.
  • Öte yandan geçtiğimiz günlerde TBMM’den çıkarılan “Ek Bütçe” Kanunu’nda emekçilerden, halktan toplanacak vergiler 1 Trilyon 80 Milyar TL ek ödenekle tam %86 artırılmıştır. Üstelik mevcut Gelir Vergisi Tarife Dilimleri değiştirilmemiştir. Bu nedenle alınacak maaş artışları daha cebe girmeden başta kaynakta kesilen Gelir Vergisi olmak üzere vergilere gidecektir.
  • Dolayısıyla bugün “enflasyon farkı” ve “toplu sözleşme artışı” adı altında maaşlarımızda yapılacak yaklaşık %42’lik zam, daha önceki maaş zamları gibi, birkaç ay içinde buharlaşacaktır.

En yalın ifade ile enflasyon oranında maaş artışı dünyanın her yerinde sıfır maaş zammı demektir. Yaşanan gerçek enflasyonun TÜİK resmi verileri ile yarı yarıya düşük gösterildiği Türkiye’de ise milyonlarca bordrolunun cebinden almak,  alın terinin karşılığını vermek yerine sofrasındaki ekmeği daha da küçültmektir.

İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret İçin:

  • Tüm kamu emekçilerine, emeklilere en az vergi, artışı kadar %86 enflasyon farkı ödenmelidir.
  • Mevcut durumdaki gelir vergisi tarifesinde, dilim tavan-tabanlarında veya vergi oranlarında ek bütçeye paralel artış yapılmalıdır. Aksi durumda maaş artışları cebimize girmeden gelir vergisine gidecektir.
  • İktidarın bütçeyi tek başına belirleyip ardından toplu sözleşme masasında “bütçe imkanlarımız el vermiyor” diyerek bizleri hedeflenen çarpık enflasyon rakamlarına mahkum bırakma politikasına artık son verilmelidir.
  • Emekçilerin, sendikaların, halkın bütçeye katılma hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır.
  • 2023 bütçesi hazırlıklarına başlanacak olan önümüzdeki Ekim ayında toplu sözleşme masası kurulmalıdır.
  • En düşük kamu emekçisinin geliri maaşında ve eş yardımı, çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı gibi sosyal ödemelerde yapılacak artışlarla yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır.

KESK olarak başta kamu emekçileri ve emeklileri olmak üzere maaşları, ücretleri resmi enflasyon çarkı ile ufalanarak yok edilen, yoksulluğa, sefalete itilen tüm kesimleri emeğimizin çalınmasına ARTIK YETER demeye, insanca yaşamaya yetecek bir ücret ve güvenli bir gelecek için omuz omuza vermeye çağırıyoruz.

KESK AKÇAKOCA TEMSİLCİLİKLER PLATFORMU adına Dönem Sözcüsü Erol KARADAŞ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.