Öne Çıkanlar aday polis Düzce MHP kırmızı mikrofon

Bu haber kez okundu.

 GERÇEK SİYASET
 Çok partili sisteme geçiş sürecinde bile, hür, özgür, katılımcı ve paylaşımcı çağdaş yönetim şekli, devlet kültürü tarafından bir türlü kabullenilememiştir.

Dolayısıyla iki arada bir derede siyaset anlayışımız var.

Konuyu biraz açarsak; kadın erkek, çoluk çocuk,  herkesin yaşadığı bir çevre var. 

Bu çevrede herkes birlikte yaşar. 

Bir nevi yumurta tavuk hikâyesi gibi.

Bu birlikteliğin yönetiminde en önemli argüman siyasettir. 

Herkesin, yaşadığı coğrafyaya, bu coğrafyadaki beraber olduğu insanlara karşı sorumluluğu vardır. 

Bu siyasetle yerine getirilebilecek bir sorumluluktur. 

Siyasetin amacı, siyasi kurumlarla, geçmiş uygulamalardan ders alarak, gelecekte imar edilmiş bir bölge ve daha müreffeh yaşayan insanlar oluşturulmasını sağlamaktır. 

Bu da gönüllülük esasına bağlı olarak yapılır. 

İşte bunun için siyasetçiler iyi yetişmelidir. 

Anlayışlı, hoşgörülü, ilkeli, kişilikli, güvenilir, dürüst, çalışkan, üretken, kabiliyetli kişiler olmalıdır. 

Kısacası VİZYON ve MİSYON sahibi olmalıdırlar.  

Biliyorsunuz ki vizyon, kavram olarak görünen durum veya görülmek istenen durum demektir.

Latince "Visio" olarak kullanılan kelime "görme" anlamına gelir.

Vizyon aynı zamanda bu günü iyi gözlemleyerek, geleceğe olta atmaktır. 

Uzun soluklu siyasetçi olabilmenin bir yolu da geleceği doğru okuyup bu günden geleceğe dönük davranabilmekten geçer.

Bir başka anlamda, toplumun müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak için oynanan oyuna siyaset denir.  

Bunun içinde, Türkiye Cumhuriyetinin sınırları içinde yaşayan her vatandaşın can ve mal güvenliğinin sağlanması, insan temel hak ve hürriyetlerinin karşılanması vardır. 

Buna, ülkeyi iç ve dış düşmanlardan korumak için kurulması ve yönetilmesi gereken güvenlik güçlerini, vatandaşların eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını gidermek için kurulan okul ve hastaneleri de dâhil edebilirsiniz. 

Bu oyunu yönetenler seçilmiş siyasetçilerdir. 

Bu oyunun seyircileri ise, diğer siyasetçiler, seçilememiş olan muhalefet siyasetçileridir. 

Muhalefet, oyunun güzel olduğu anlarında alkışlamalı, yanlış olduğu anlarında protesto etmeli ki, iktidarın dikkate alma ihtiyacı duyduğu, halkın itibar ettiği bir muhalefet olsun. 

Böylece günü geldiğinde vatandaşların tercih edebilecekleri alternatif oluşsun. 

Benim anlayışıma göre; katılımcı, paylaşımcı, hür ve özgür yönetim şekli, muhalefet ile beraber yürür. 

Ama muhalefet gibi muhalefetle… 

Bu gün ülkemizde, hatta ilimizde olan her gördüğüne “tu kaka” diyen, iddialarının yanlış olduğunu öğrendiğinde utanmayan, ali menfaatleri için hoşgörüyü tanımayan, hakaretle saldırarak kavga ortamı arayan, milletten kabul görmemiş siyasi anlayışlarının uygulanmasını isteyen muhalefet değil. 

Siyasetçinin siyasi hedefi, siyaseti var eden halkın, vatandaşların ihtiyacını karşılamaktır. 

Onların gönlünü alarak vergi toplamak, bu vergileri de onların gönlünü alacak hizmetlerde harcamaktır. 

Kısacası, insanların kutsal oyları ile seçilmek. 

Bu kutsal sorumluluk içinde, ÜLKENİN ADALETLİ BİR UYGULAMA İLE KALKINMASINI SAĞLAMAKTIR.  

İşte gerçek siyaset ve gerçek muhalefet budur. 

Peki gerçeği buysa şuanki ne? 

İşte onu da gelecek hafta sizinle paylaşacağım.

Sağlıcakla kalın.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.