Öne Çıkanlar aday MHP polis eray aktaş Düzce

Bu haber kez okundu.

İBRAHİM BİLGİN YAZDI SİYASET YAPMAK ZORDUR
Birileri bir şekilde buna sebep oluyorlar…! 

Hiç kimse konuşurken mangalda kül bırakmıyor. 

Siyasetle ilgili her şeyi herkesten çok biliyor ama, doğru yapanı desteklemeye, doğru söyleyeni alkışlamaya sıra gelince, "önce benden mi?" diye bakıyorlar! 

"Benim gibi düşünüyor mu?" diye inceliyorlar.
 
Bazen akademisyen bilim insanı, bazen de mânâ ve gönül insanı  dostlarımla sohbet ortamlarında bulunuyorum. 

O sohbetlerde çok şey öğrendim. 

Bunlardan biri de, doğru olduğuna inanılan düşüncenin, sonuna kadar kararlı bir şekilde savunulmasıdır. 

Hatta sonucu ne olursa olsun, neye mâl olursa olsun. 

Asıl beni etkileyen ise; bu düşüncenin “DOĞUŞTAN ELDE EDİLEN TEMEL GÖREV VE SORUMLULUK” olduğu görüşüydü. 
 
Bilim dünyasının, üniversitelerin özerk bir kurum olması, bilim adamlarının özgürlüğü, geleceklerinin teminat altında olması bu düşüncenin en büyük destekçisidir. 

Oysa siyaset dünyasında çok zordur. 

Hatta imkânsız gibidir. 

Siyaset yaparken, herkesin gözü önünde, her yaptığınızla sorgulanır, hatta yapmadığınızla bile eleştirilirsiniz. 

Bu nedenle siyasetçi için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değildir.
 
Ancak, her ne olursa olsun, mükâfat ve ceza sistemini çalıştırmayan hiçbir kurumda başarılı olamazsınız. 

Öyleyse siyaset kurumunda da hak edene hakkını teslim edeceksiniz. 

İşini doğru yapanları destekleyecek, yüreklendireceksiniz ki, siyasetçiler doğru yapmanın zevkini tatsın.
 
Cezalandırmak istediğinizde, mazeret üretmek kolaydır. 

Çünkü bizim siyasi kültürümüzde, cebimizdeki paradan, evdeki hanımla tartışmamıza kadar, suçu hükümete, partiye, milletvekiline yüklemek vardır. 

Oysa; kişisel beklentilerimizle siyasi yorumlar yaparak karar verirsek, gelecek bizi cezalandırmaz mı? 

Biz seçimde oyumuzu ne için kullanıyoruz? 

Seçtiğimiz partiye, milletvekillerine, onların kurduğu hükümete yüklediğimiz görev, verdiğimiz vergilerin müşterek nitelikteki ihtiyaçlarımızın adilane bir şekilde kullanılması değil midir? 

Gelecek neslimizin daha müreffeh bir ülkede, daha özgür yaşamasını sağlayacak kanunların düzenlenmesi değil midir? 

Ülkesindeki TÜM İNSANLARIN can ve mal güvenliğini sağlamak değil midir? 

Bunları sorgulayarak, yapılanları ve yapılmayanları konuşmak, bunları yapmayanları cezalandırmak gerekmez mi? 
 
Eflatun “Küçük işlere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.” diyerek topluma yol göstermiştir. 

Marifet, iltifata tabi olmasaydı, marifetli insanların marifetlerinden kimin haberi olurdu. 

Marifetler kendi kendine ortaya çıkar mıydı? 
 
Siyaseten seçilmiş her kim olursa olsun. 

İlk önce ne için seçtiğimizi, ona yüklenen görevin ne olduğunu bilmek hepimizin insanlık borcudur. 

Yüklenen görevin dışında iş yapanı, üstlendiği görevi ihmal edeni evine göndermekte insanlık borcudur.
 
Asli görevini, yasal sorumluluğunu en iyi şekilde yapan bir siyasetçiye, sırf kendi gibi düşünmüyor diye, kendi için çalışmıyor diye, iftira atarak, onu düşünmediği ve beklemediği bir şekilde eleştirmek insanlığa sığar mı? 

Görevini daha iyi yapmasını sağlar mı?
 
Siyasetin yüksek başarısı, toplumun birlik ve beraberliği, siyasetçiye güvenin artması ile güç kazanacaktır.   
 
Sağlıcakla kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erdal Bucak 5 yıl önce

aynı fikirdeyim, çok güzel bir yazı..